Geçtiğimiz cuma akşamı, ABD Başkanı Donald Trump’ın çıkıp da Çin’e yönelik vergilerde %100’lük bir artış yapacağını söylemesiyle piyasalar fena halde sarsıldı. Kripto tarafından bakanlar için bir gecede neredeyse 20 milyar dolar buharlaştı. Sadece bu da değil: riskli varlıkların tamamında sert geri çekilmeler, hedge arayışları, ve bol bol “neler oluyor” sorusu havada uçuştu.
Bugün pazar akşamı itibariyle Trump, Çin başkanıyla gayet samimi bir görüşme yaptığını, her şeyin yolunda olduğunu söyledi ve piyasalar normal seyrine geri döndü. Haliyle sosyal medyada bolca yorum geldi: “Trump yine spekülasyon yapıyor”, “böyle manipüle eder, ucuzdan toplar, yüksekten satar”, “piyasayı kendi oynaklığıyla kazanç aracına dönüştürdü”…

Bu yorumların hepsi bir yönüyle doğru olabilir ama ben meseleye biraz daha farklı bakıyorum. Cuma gecesi bir arkadaşla yazışırken şöyle bir şey demişim:
“Amerikan Merkez Bankası’nın faiz düşürmeden enflasyon politikasını tutturması için biraz daha dolar yaktırması gerek.”
Bu cümleyi biraz açalım.
ABD Merkez Bankası (FED), son iki yıldır sürdürdüğü parasal sıkılaşma politikasıyla enflasyonu dizginlemeye çalışıyor. Ancak şöyle bir gerçek var: faizler belli bir seviyeye çıktıktan sonra, ekonominin doğal dengelerini bozmadan sıkı duruşu sürdürmek kolay değil. Bu nedenle, faiz indirimi yapmadan enflasyon beklentilerini yönetmenin yolları aranıyor. İşte burada “doları yakmak” ya da başka bir deyişle, dolara olan talebin artmasını sağlayarak sıkılık etkisini korumak devreye giriyor.
Yani, dolar kıymetli kalırsa, FED faiz indirmeden de enflasyonla mücadeleye devam edebilir. Böylece hem iç piyasayı kırmaz, hem enflasyonun yukarı gitmesini engeller. İşin siyasi tarafına gelirsek, Trump gibi figürlerin sert çıkışları bu anlamda sadece “iş olsun diye” yapılmıyor olabilir.
Bir düşünün: Trump, çıkıyor ve çin’e %100 vergi tehdidi salıyor. Piyasalar panikliyor, insanlar riskten kaçıyor, dolar talebi artıyor. Ardından Trump, “sorun yok, konuştuk, gayet iyiyiz” diyor. Bu senaryo sadece spekülatif bir dalgalanma değil; aynı zamanda doların kýymetini koruyan, piyasalara net olmayan ama etkili sinyaller gönderen bir stratejiye dönüşüyor.
Bir adım daha ileri gidelim. Aynı yazışmada şöyle de yazmışım:
“Bitcoin biraz da dolarsız yakma ve baskılama aracı.”
Bu tespit, yeni dünyanın parasal gerçeklerini anlamak için önemli. Bugün kripto paralar sadece alternatif yatırım aracı değil. Aynı zamanda geleneksel finans sisteminden bağımsızlaşan sermaye birikiminin ve dolaşımının bir yolu. Bitcoin’e para aktığında, bu dolar çekildi mi? Hayır. Ama etkili likidite sistemi için bu para bir “yedek kanal”a gitmiş olur. Ve bu durum, dolaylı olarak sistemin kontrol alanını daraltır.
Kripto paralar, belli koşullarda, en azından algı düzeyinde, “alternatif rezerv” işlevi görebilir. Bu da merkez bankalarının klasik politika enstrümanlarını kullanırken dikkate aldığı bir değişken haline geliyor.
Sonuç olarak, Trump’ın bu tip sert söylemleri, sadece siyasi gövde gösterisi ya da spekülatif hamleler olarak değil; aynı zamanda para politikasının dolaylı destek mekanizmaları olarak da okunmalı. Bir yandan piyasayı sallayıp diğer yandan “her şey yolunda” diyerek ortamı yatıştırmak, klasik anlamda bir siyasetçi manipülasyonu gibi görünse de, aslında bugünün karmaşık ekonomi-politik düzeninde yerini alıyor.
Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir. Duygular, algılar, görüntüler, söylemlerle birlikte anlam kazanır. Ve belki de bugün, eski usul bilanço okumaktan fazlasına ihtiyacımız var: Piyasa söylemini, siyasi dili ve makro stratejiyi birlikte okuyabilmek.
Etiketler:
#kripto #parapolitikası #dolar
Teknik Piyasa sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.












Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!